|Ana Sayfa|   >Rehberlik Anasayfa

 
    Rehberlik Form ve Dosyaları
    Burdon Dikkat Testi
    F Dikkat Testi
    Dikkat Bozukluğu Ölçeği
    Çoklu Zeka Gözlem Formu
    Kuder İlgi Alanına Göre Meslekler
    Kuder Meslek Tercihi Listesi
    Kuder İlgi Alanları Seçim Envanteri
    Öğrenme Bozukluğu Testi
    Veli Görüşme Formu
    Rehberlik Faaliyet Formu
    Kendini Araştırma Formu (KÖF)
    Veli Ziyareti Görüşme Formu
    Otobiyografi
    Aile Envanteri
    Aile Görüşme Formu
    Akademik Benlik Kavramı Ölçeği
    Arkadaşlık Testi
    Başarısızlık Nedenleri Anketi
    Boş Zamanları Değerlendirme Anketi
    Cümle Tamamlama Testi
    Devamsızlık Nedenleri Anketi
    Eleştiri Anketi
    Gözlem Listesi
    Güçlü Yönleri Bulma Anketi
    Kimdir Bu Anketi
    Kime Göre Ben Neyim Anketi
    Öğrenci Gözlem Formu
    Öğrenme Stilleri Envanteri
    Problem Tarama Listesi
    Sınav Kaygısı Ölçeği
    Türkçe Dersi Tutum Ölçeği
   
   
   
   
   
   
   
   
 
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
     
 

Problemli çocuk yoktur. İlgilenilmeyen çocuk vardır!

“Hayırsız evlat yoktur. Hayırsız ana-baba vardır.” derdi, bir hocamız. Bu cümleyi ilk duyduğumda hem çok etkilendim hem de kulağıma küpe ettim. Çocuğun kötüsü olmaz Allah hayırlı ana-baba versin.

Çocuk gördüğünü yapar. Bir alim der ki: “Kulaklar doydu, gözler aç.” Bu söz herkes için geçerli. Nasihatler, telkinler, tenkitler… bir yere kadar. Önemli olan yaşantısıyla örnek olan, söylediğini yaşayan insan olabilmektir.

İnsan kendi sıfatlarının çocuğudur. Çocuğun ailesi kadar, okulu ve çevresi de önemlidir. O kadar yanlış sözler, yanlış örnekler, yanlış yayınlar var ki çocuk hemen onlara kapılır. Bu konularda çocuklarımızın takibini acaba ne kadar yapabiliyoruz. İşte: “Disiplin şiddet ile değil takip iledir” meselesi burada önem arz ediyor. Çocuğa baskı ve şiddet ile davranış kazandırılmaz. Onu takip etmek de dedektiflik değil, iyiliğe yönlendirici, kötülükten men edici tutum ve davranışla olur.

Bir şey artık alışkanlık haline gelmiş ne yazık ki. Çocuklarımıza sigara içme, kötü arkadaş edinme, şuralara gitme, şunu yapma… gibi sürekli olumsuzluk eki ile biten cümleler kullanıyoruz. Peki sonra yapması gerekenleri söylüyor muyuz? Duyguları mantığının önün de olan çocuklarımız, mantığı duygularının önünde olan biz yetişkinlerden yönlendirilmeye her zaman ihtiyaç duyarlar. Ve bu da ancak bizlerin çocuklarımıza sürekli eleştirel tavırla değil, yapıcı, onarıcı, olumsuz davranışı iyi yöne kanalize eden tutumuzla meydana gelecektir.

Çocuğa emredici tavırla yaklaşmayalım. O asker değil, çocuktur. Çocuğa kızdığımız da “sen adam olmazsın” diyor çocuğun çocukluğunu yaşamasına psikolojik engel koyup adam yapmaya çalışıyoruz.Misafirlikte robot gibi çocuk, ev de kardeşi ile didişmeyen abi, oyuncaklarını dağıtmayan, üstünü batırmayan bireyler yetiştirmeye çalışıyoruz. Bu tür çocuklar kısa vadede iyi gibi gözükse de uzun vadede ciddi olumsuz sonuçlar çıkarır.
Hekimoğlu İsmail bir yazısında: Bizler evde basit şeylerin kavgasını vererek evimizi çekilmez hale getiriyoruz. Sonra da biraz büyüyünce evi terk ediyorlar. Sebep biz büyükler!.. diyorlar ki; çocuk evden kaçtı. O zaman şu soru sorulmalı: “Çocuk evde neyi bulamadı? Gittiği yer de neyi arıyor?”

Problemli çocuk yoktur. İlgilenilmeyen çocuk vardır. Peki siz hala çocuklarınızdan daha önemli nelerle ilgileniyorsunuz?

Sinan OLGUN
Rehber Öğretmeni

 
     
 
 
 

Bir söz: Davranışlarınız pozitif olsun, çünkü davranışlarınız alışkanlıklarınız olur.