|Ana Sayfa|               

 
 

 Derdim yüreğimde eller ne bilsin. (Aşık Veysel)  

 

|Fizik Anasayfa|    

  Bilimsel Haberler - Egitim - Teknoloji -  Bulus  - Fizik - Kimya - Biyoloji - icat - Sanat
Deney İzle Üstün Yetenek Zeka Oyunları Projeler Akıl Küpü İcatlar IQ - Test Notlar Gök Bilim Rehberlik
Bilimsel Bilgi Göz Yanılması Bilgi Yarışması Sunular Bilim İnsanları Robot En-ver Gülmece Ana sınıfı  Sınıf Öğrt.

 

 
 Fizik Dersine Nasıl Çalışılır? (Sunu İçin Tıklayınız)

Negatif Yer Çekiminin Kaynağı Bulundu.
       
Araştırmacılara göre, fononların çok küçük kütleleri bulunuyor. Yer çekimi fononları çektiğinde, fononlar bu çekim kuvvetine karşı ters yöne doğru hareket etmektedirler. Bu durumu Columbia Üniversitesi’nde fizik dalında yüksek lisans öğrencileri olan Rafael Krichevsky ve Angelo Esposito’nun 10 Ağustos’ta Live Science’da yayınlanan çalışmaları ile ortaya koydular. Araştırma ses dalgaları konusunda uzun zamandır sahip olunnan anlayışı paramparça ediyor.

   

Krichevsky,fononların çok az bir negatif kütlesi olduğunu ve bu sebeple ses dalgalarının sürekli olarak çok yavaş bir şekilde yukarıya doğru (yerçekimine zıt yönde) ilerlediği anlamına geldiğini söylüyor. Fononların çoğu insanın düşündüğün aksine atomlar ya da moleküller gibi parçacıklar olmadığını belirten Krichevsky, "Ses havada hareket halindeyken çevresindeki moleküllerin titreşmesine neden olduğunu ancak bu titreşimin moleküllerin hareketleriyle kolaylıkla tanımlanamadığını" ifade ediyor.

   

Fizikçiler 'negatif kütle' gözlemledi. Bilim adamları, verilen ivmenin ters yönünde hareket eden negatif kütle gözlemledi.
       
Physical Review Letters adlı bilimsel dergide yer alan makaleye göre, Washington State  Üniversitesinde (WSU) görevli Profesör Peter Engels'in liderliğindeki ekip, rubidium atomlarını mutlak sıfır sıcaklığının (0 Kelvin, -273,5 santigrat) çok az üstünde olacak şekilde soğuttu.

                   
 

Bu sayede rubidium atomları, parçacıkların kuantum mekaniğinde olduğu gibi çok yavaş ve senkronize bir şekilde, enerji kaybetmeden hareket ettiği Bose-Einstein yoğuşması haline geldi.

Bilim adamları Bose-Einstein yoğuşması halindeki rubidium atomlarının yörüngesini değiştirmek için lazer tuzağı kullandı. Lazer tuzağından salınan parçacıklar genleşirken, bazıları negatif kütle özelliği gösterdi. Araştırmada yer alan Profesor Michael Forbes, "Negatif kütle söz konusu olduğunda, ittiğiniz şey size doğru hızlanır. Sanki rubidium görünmez bir duvara toslamış gibiydi." dedi.

Forbes, araştırmada, negatif kütlenin doğasına ilk defa bu derece  komplikasyonsuz nüfuz ettiklerini söyledi. Bu sonuç araştırmacılar için negatif kütleyle evrendeki nötron yıldızları, kara delikler ve karanlık enerji gibi olgular arasındaki muhtemel ilişkinin keşfedilmesinde önemli bir araç olabilir.

   

Romanya'da 64 Yıldır Bitmeyen Karpen Pili Fizik Kanunlarını Zorlamaya Devam Ediyor!
                
Romanya Dimitrie Leonida Ulusal Teknik Müzesi'nde 60 yıldan uzun bir süredir bitmeyen bir pil olduğunu biliyor muydunuz? Cep telefonumuzun şarjı bile öteki gün biterken, Vasile Karpen 1950′ de yaptığı pil bugün halen iyi durumda ve çalışıyor. Müze Müdürü ve Mühendis Nicolae Diaconescu bu durum için; ” Bu durum benim için bile halen kabul edilebilir bir şey değil, sonsuz bir jeneratör üretme fikri ne kadar saçma gelse, bu pil gerçekten mevcut” diyor. Müzenin kaynakları oldukça sınırlı olduğundan pil halen sergilenecek kadar bir güvenlik sistemiyle donatılamadı.


Bundan 64 yıl önce pilin muciti Karpen, bu pilin sonsuza kadar çalışacağını söylemişti. Öyle gözüküyor ki, mucit haklı. 1922′ de patenti alınan bitmeyen pil bilim adamları tarafından halen tam olarak açıklanamıyor. Vasile Karpen'in pili nasıl ürettiği halen muallakta. Karpen pili prototipi 1950′de tamamlandı. Birbirine bağlı iki seri elektrik jeneratörü ve küçük bir galvanometrik motor hareketiyle çalışan pil oldukça ilginç aslında. Motor bir anahtara bağlı bıçağı hareket ettiriyor. Her yarım dönüşte bıçak devreyi açıyor ve diğer yarım dönüşte kapatıyor. Bıçağın dönüş süresince pil tekrar şarj olacak süreyi sağlıyor ve bu esnada yeterli polarlık yeniden kuruluyor.
Motor ve bıçaklar sayesinde karpen pili gerçekten enerji üretiyor ve daha fazlasına ihtiyaç duyulmuyor. Bugün gelinen teknoloji sayesinde bütün parametreler daha düzgün bir şekilde ölçülebiliyor.
Kaynak: 
http://www.gercekbilim.com/romanyada-yillardir-bitmeyen-pil-fizik-kanunlarina-meydan-okuyor/

114 Yıldır Sönmeyen Ampul
                
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde Livermore İtfaiye Müdürlüğüne hediye edilen ampul tam 114 yaşında. 1903, 1937 ve 1976 yıllarında yaşanan elektrik kesintileri dışında hiç sönmediği söyleniyor. 60 wattlık ampulün şu anda ise 4 wattlık ışık yaydığı söyleniyor. Bu ampulü icat eden kişinin ise Edison ile “En iyi ampulü ben yaparım.” rekabetine giren Adolphe Chailet olduğu bilinmektedir. Şimdi onca yıldır çalışmasıyla bilim adamlarını şaşırtan, Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeye hak kazanmış ampulün sırrını birlikte inceleyelim.

           

Kaynak:  http://www.elektrikport.com/haber-roportaj/114-yildir-sonmeyen-ampul

 

Einstein Haklıymış:
Kütle Çekim Dalgaları İspatlandı.

                
Einstein'ın 1916 yılında varlığını tahmin ettiği kütle çekim dalgaları LIGO araştırmacıları tarafından  gözlemlendi. Yapılan basın toplantısıda kürsüye çıkan LIGO araştırmacısı David Reitze; "Kütle çekim dalgaları nihayet keşfedildi ve evreni gözlemleyebileceğimiz yepyeni bir penceremiz oldu. Bu keşif, uzayı anlamlandırma duruşumuzu tamamen değiştirecek. Ayrıca Einstein'ın haklı olduğunu da nihayet kanıtlamış olduk." Gözlemlenen dalganın ölçümlerine de yer verilen basın toplantısında ayrıca kütle çekim dalgalarının ürettiği ses de ilk kez duyuldu. Ünlü fizikçi Kip Thorne; "Bu keşif, uzay-zamanı daha iyi bir şekilde anlayabilmemizi sağlayacak. Fakat zaman yolculuğunu mümkün kılabileceğini düşünmüyorum, öyle olmasını isterdim ama bu tamamen farklı bir şey."  haberin devamı...

           
 
 

LIGO Araştırma Merkezi


 

Fizikçilerin Kabul Etmediği  Camii!
                 
Edirne'de bulunan Mimar Sinan'ın yapmış olduğu Selimiye Camii fizikçiler arasında tartışma konusu oldu. ABD'de bulunan Chicago Üniversitesi'nden bir öğrenci ödev olarak bir araştırma görevi aldı. Araştırmasını camiler üzerinde yapan öğrenci ödevini Prof. Dr. Singer'a sundu.Ödevi inceleyen profesör Selimiye camiinin kubbesinin özelliklerini okuyunca ve resimlerini görünce böyle bir şey olamaz diyerek Türkiye'ye geldi ve camiyi inceledi.Daha sonra Chicago üniversitesindeki diğer fizikçilerle bu kubbenin özelliklerini paylaştı.

 

 

 

            
Yapılan araştırmalardan sonra yapılan camiinin kubbesinin fizik kurallarına aykırı olduğunu açıkladılar. O büyüklük ve genişlikteki bir yapı destek olmadan o kadar yükseklikte duramazdı. Mimar Sinan'ın nasıl bir zeka ve ustalıkla bu yapıyı yaptı bu büyük bir sır. Mimar Sinan'a hayranlık bir kat daha artmaktadır.

 

2.000 Yıllık Pil
          

Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938′de Irak’ın başkenti Bağdat’ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi “dünyanın en eski pili” olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800′lü yıllarda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü.


 

Kurbağalar Manyetik Alanda Uçabilir.
         

Güçlü bir manyetik alan madde içerisinde elektronlar yörüngelerinden hafifçe saparlar. Bu hafif kayma ise, basit bir tabirler, kurbağayı oluşturan bir çok mini mıknatısın oluşmasına neden olmaktadır. (Her bir atomun sahip olduğu manyetik alan yardımıyla elbette.) Bu kurbağalara özgü bir özellik olmamakla birlikte su, altın vs. gibi bir çok madde de “diyamanyetik” olarak adlandırılan bu özelliğe sahiptir. Ancak bütün maddeler manyetik alanda havalanabilecek kadar kuvvetli bir diyamanyetik özelliğe sahip değildir. Kurbağalar da yapısında yer alan yüksek su oranı ve bu etkiyi göstermeye olanak sağlayan şekilleri nedeniyle yüksek bir manyetik alana maruz kaldıklarında havalanırlar.


 

Hubble Teleskobu ışığın kütle çekimiyle bükülüşünü kayda aldı.
         

Güçlü bir manyetik alan madde içerisinde elektronlar yörüngelerinden hafifçe saparlar. Bu hafif kayma ise, basit bir tabirler, kurbağayı oluşturan bir çok mini mıknatısın oluşmasına neden olmaktadır. (Her bir atomun sahip olduğu manyetik alan yardımıyla elbette.) Bu kurbağalara özgü bir özellik olmamakla birlikte su, altın vs gibi bir çok madde de “diyamanyetik” olarak adlandırılan bu özelliğe sahiptir.

 

Yeni bir atom altı parçacık keşfedildi.
         

Deneyde yer alan Oxfordlu fizikçi Guy Wilkinson, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'ndaki yüksek hızlı çarpışmaların, Xi cc adı verilen baryon parçacığının bir saniyeliğine gözlenmesini sağladığını bildirdi. Wilkinson, çok kısa da olsa bu anın, parçacık fiziğinde "kayda değer biçimde uzun bir süre" olduğunu vurguladı. Baryonun, iki ağır, bir hafif kuarka sahip olduğu, normalde baryonlarda bir ağır kuark bulunduğu belirtildi.
haberin devamı

 
 

Manyetik “Solucan Deliği” İlk Kez Oluşturuldu! - BilimFili.com
         
“Solucan delikleri” evrenin iki uzak bölgesini birbirine bağlayabilen kozmik tünellerdir. Günümüz teknolojisi ile yer çekimsel bir solucan deliği yaratmak imkansız görülüyor. Böylesi bir alanı oluşturmak için ne kadar büyük miktarlarda bir yerçekimi enerjisinin kullanılması gerektiğini ve bunu nasıl oluşturmak gerektiğini de henüz kimse bilmiyor. Ancak elektro-manyetizmada, meta-materyaller ve –manyetik– görünmezlik üzerindeki gelişmeler araştırmacılara bu durumu gerçekleştirme noktasında –uzaydaki gibi olmasa da– bazı tasarımlar geliştirme olanağı sunuyor.

Bu yazının kaynağı ve tamamı: https://bilimfili.com/manyetik-solucan-deligi-ilk-kez-olusturuldu/